Başkanlar Kurulumuza Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Süleyman Soylu Katıldı

S_S.JPG
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Süleyman SOYLU 

”Şundan emin olunuz, çalışanımızın alın terine, emeğine halel getirecek hiçbir adımın içinde olmayız.”
 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, YOL-İŞ Sendikasının düzenlediği Başkanlar Kurulu toplantısına katılarak bir konuşma yaptı. Açılış konuşmasında sözlerine, “TÜRK-İŞ’imizin çok kıymetli Başkanı ve YOL-İŞ’imizin çok saygıdeğer Başkanı ve YOL-İŞ’imizin tüm Türkiye’deki Başkanları, TÜRK-İŞ’in 22. Genel Kurulu’ndan sonra bir kez daha birlikteyiz. YOL-İŞ Başkanlar Kurulu’nda, sizlerle birlikte bu emek zirvesinde, işçilerimizin temsilcilerinin bulunduğu bu salonda birlikte olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum,” diyerek başlayan Bakan Soylu konuşmasında, istihdam oranı hedeflerinin 2023 yılı için yüzde 55’e çıkarmak olduğunu vurgulayarak, “Bu bizim en önemli hedeflerimizden biridir. Yüzde 52’lerden yüzde 33.6’ya düşürdüğümüz kayıt dışılık oranımızı da yüzde 15’lere kadar düşürme konusunda bir hedefimiz daha var. Bu hedeflerimiz dünyadaki politikalarla çok uyumlu bir şekilde yürümektedir. Kadın istihdamı oranı da bizim için önemlidir. Bu konuda bizim hedefimiz, kadın istihdamını yüzde 41’e yükseltmektir,” dedi.

Konuşmasında dünyadaki gelir eşitsizliğine işaret eden Soylu, asgari ücreti 1.300 liraya çıkararak bu eşitsizliği bir nebze olsun azalttıklarını belirterek, “Dünyanın gelir eşitsizliğini acaba nasıl çözebiliriz dediği noktada, bizim bu adımımız Türkiye’nin gelir eşitsizliğine yönelik bir adımı olarak görülmelidir,” dedi.

Konuşmasında sağlık ve nüfus politikaları üzerinde de duran Soylu, “Türkiye gerek sosyal politikalar açısından gerek genel sağlık sigortasını etkileyen sağlık politikaları açısından toplumun her kesiminin refah içerisinde, huzur içerisinde yaşamasını ve yoksullukla karşı karşıya kalmaması için gelişmiş ülkelerden daha cesur politikalar izlemektedir,” dedi. Dünyanın yaşlandığını belirten soylu, “Yaşlanan sadece dünya değil. Bu tehlike bizim de kapımızdadır. Türkiye’de 2075 yılında 65 yaş üzeri nüfus yüzde 27 olacak. Dünyada bugün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en temel problemlerinden biri, acaba biz 55 yaş üzeri insanları nasıl çalışma hayatı içerisinde tutabiliriz ve bunu devam ettirebiliriz kaygısıdır. Bu bir realite, bu bir mecburiyet. Bütün bunları yapmak ancak ortak akılla olur,” dedi.

Bakan Soylu, kıdem tazminatı konusunda, ”Şundan emin olunuz, çalışanımızın alın terine, emeğine halel getirecek hiçbir adımın içinde olmayız,” dedi. Soylu, konuşmasında şu görüşlere yer verdi:  “2015 yılında 16 milyon işten çıkış bildirgesi oluşmuş. Zaten toplam çalışan sayımız 13 milyon 990 bin sigortalı çalışan sayımız var. Demek ki burada konuşulması gereken bir konu var ve 86’sı kıdem tazminatını alamamış bir iş hayatından bahsediyoruz. Kıdem tazminatı konusunda ortada bir sorun var, bu sorun nasıl çözülecek? Türkiye bu sorunun tartışılması için şu anda elverişli bir ortama sahip. Bunu kişi başına 3 bin veya 5 bin dolar gelir seviyesinde tartışmayabilirdik, ama bugün 10 bin doların üzerindeyiz. Burada konuşulması gereken bir durum var. Bizim mevcut güvencenin ortadan kaldırılmasına yönelik adım atmamız mümkün değil. Bugüne kadar böyle bir anlayış hiç ortaya koymadık. 14 yıldır iş hayatında geriye gidişe yol açan bir sıkıntıyı ortaya koymuş bir hükümet değiliz. Yapmadık, doğru da bulmadık. Burada işçinin hakkını alıp işverene vermek, işverenin hakkını alıp bir tarafa vermek ne bizim siyasi hayatımızın ne de değerlerimizin bir parçasını teşkil edecek bir durumdur. Böyle bir karşıtlığı düşünmemiz mümkün değildir.”

 

 
E_A.jpg
 
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Sayın Ergün ATALAY

“Kıdem tazminatıyla ilgili işçinin aleyhinde olacak bir durumun içinde olmayız. Biz bu konuda düşüncelerimizi kamuoyuna defalarca açıkladık. Öncelikli olarak, kıdem tazminatının 30 günden hesaplanması bizim olmazsa olmazımızdır.”
 

YOL-İŞ Sendikasının Ankara’da gerçekleştirdiği Başkanlar Kurulu toplantısında konuşan TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay başta kıdem tazminatı konusu ve taşeron işçilik olmak üzere çalışma hayatını ilgilendiren konular üzerinde görüşlerini dile getirdi. Atalay toplantıda şu görüşlere yer verdi:

“Sayın Bakan, sosyal diyaloga önem veren, her meseleyi bizimle paylaşan ve görüşen bir bakanımızdır. Çalışma hayatıyla ve asgari ücretle ilgili güzel şeyler oldu. Mükemmel olmasa da, 1.300 TL gibi bir noktaya geldik. Ama, bunu zaman zaman da belli işyerlerinde olumsuz yönleriyle bedelini ödemeye devam ediyoruz. Kurumsallaşmış olan, işini yapan özel sektörde problem yok, özellikle bu parayı çok gören, veremeyeceğim diyen özel sektörde sıkıntılar yaşıyoruz.

“Sayın Bakanım, 10 binin üzerinde taşeron işçisinin sözleşmesi Yüksek Hakem Kurulu’nda bekliyor. Bilginiz var zannediyorum. Yüksek Hakem’de sözleşmeler yüzde 1’le bağıtlanıyor, oysa enflasyonun geldiği rakamlar yüzde 9’lar civarında. Bununla ilgili sıkıntıya giriyoruz. Kıdem tazminatıyla ilgili sizlerle de zaman zaman görüşme imkanı buluyoruz. Geldiğimiz nokta; yüzde 20 civarında arkadaşımız bundan istifade ediyor, yüzde 80’i bundan yararlanamıyor diye kamuoyunda bir bilgi var, doğrudur.

“Biz, kıdem tazminatının bu şekliyle ilgili, sendikalar, çalışma hayatıyla ilgili tüm kesimler, 30 gün üzerinde eğer bir sıkıntı yoksa, problem yoksa, haklarımız geriye gitmiyorsa, bunu oturup konuşuruz. Ama belli işyerleri kafasında 30 günden aşağı düşmeyecekse, onların bu işe razı olmadıklarını ben biliyorum. Zaten siz de biliyorsunuz. Yani almayanlarla ilgili bir yasa, Sayın Bakanım, bir yasa yapalım, değiştirelim, bir katkı sağlayalım, almayanlar da, yararlanamayanlar da yararlansın, ama bu şekliyle ilgili geriye gidecekse, TÜRK-İŞ olarak biz bunun yanında olmayacağımızı size de, kamuoyuna da ifade ettik. Özellikle burada, başkanların önünde söylemek zorundayım, kıdem tazminatı konusu huzurumuzu bozuyor. Özellikle işyerlerinde her gün pişirilip pişirilip önümüze getiriyorlar. İnsanlarımız da kıdem tazminatı kalkacak gibi düşünüp emekli olanlarımız var. Yani bununla ilgili 30 gün, 2 milyon alan arkadaşımızın kıdem tazminatı hesabına 1.1168 TL para yatıyor. Eğer bu şekliyle ilgili herhangi bir itiraz yoksa, ki bununla ilgili işverenlerimizin razı olduğunu düşünmüyorum.

Sizin de yoğun programlarınız var. Bu nedenle sorunlarımızı ben kısa başlıklar halinde ifade ettim. Katkılarınızdan dolayı, Sayın Bakanım teşekkür ederim. YOL-İŞ sendikamız, bizim TÜRK-İŞ’in amiral gemilerinden biridir. YOL-İŞ, TES-İŞ, TÜRK-METAL, TEKSİF, bu sendikalarımız Türkiye’nin en önemli dört sendikasıdır. Bu sendikalar TÜRK-İŞ’in omurgasıdır.

“Buradaki başkanlara TÜRK-İŞ’in 22. Genel Kurulu’na katkılarından dolayı teşekkür ediyor, YOL-İŞ Başkanlar Kurulu toplantısının hayırlı olmasını diliyorum.”


R_A.jpg
YOL-İŞ Sendikası Genel Başkanı Sayın Ramazan AĞAR 

YOL-İŞ Sendikamızın Değerli Yönetim Kurulu Üyeleri, Şubelerimizin Değerli Başkanları, konuşmama başlarken hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.

Değerli Başkanlar,

Önceki yıllarda olduğu gibi, yeni yıla da terör ortamında girdik. Ne yazık ki sadece komşularımızda ve Ortadoğu’da değil, ülkemizde de onlarca askerimiz, polisimiz ve vatandaşımız hayatını kaybediyor. İnsanlık dışı saldırılarla hemen her gün insanlarımız yaralanıyor, hayatlarını kaybediyor, şehit sayımız artıyor. Buradan, yaralananlara acil şifa, hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.

Terörün, insan öldürmenin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Maalesef terörist saldırılar ülkemizi ve kardeşliğimizi hedef alıyor. Güneydoğu’da kazılan hendeklerle, Sultanahmet’te gerçekleşen intihar saldırısıyla, ülke olarak karanlık bir oyuna çekiliyoruz. Türkiye’mizin yaşadığı olumsuz tablo, toplumsal hayatımızı olduğu kadar, çalışma hayatımızı da olumsuz etkiliyor. Vatandaşın can güvenliğinin sağlanamadığı ortamda; örgütlenme, taşeron işçi sorunu, esnek çalışma modelleri, işsizlik, yoksulluk, ekonomik kriz ve benzeri sorunlar ülke gündeminde yeterince yer bulamıyor. Bir ülkede huzur yoksa,  sendikal hak ve özgürlükler olabilir mi? Huzurlu ve güvenli bir çalışma ortamından söz edilebilir mi? Elbette edilemez.

Ülkemiz ve tüm kesimler olarak bu tuzağa düşmemeli, bu karanlık oyuna gelmemeliyiz. Bu zor dönemde barışı ve kardeşliğimizi, ülke olarak bütünlüğümüzü tesis ve talep etmeliyiz. YOL-İŞ olarak çalışmalarımıza ve mücadelemize aynı kararlılıkla devam etmeliyiz. Hem ülkemize sahip çıkmalıyız, hem de haklı taleplerimiz doğrultusunda mücadelemizi sürdürmeliyiz.

Değerli Arkadaşlarım,

Türkiye bugün komşumuzdaki terör nedeniyle milyonlarca Suriyeliye kapılarını açmış durumdadır. Suriyeli çocukların, genç kızların ve kadınların sokaklarda yaşadıkları sorunları üzüntüyle izliyoruz. Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre, ülkemizde 2.5 milyon Suriyeli bulunmaktadır. ILO Türkiye temsilciliğinin Suriyelilere yönelik yaptığı kapsamlı araştırma sonucu, bize işgücü piyasamızla ilgili çarpıcı veriler sunmaktadır. Buna göre; Şanlıurfa’daki işyerlerinin yüzde 27’sinde Suriyeli çalışmaktadır. Bu oranın toplam istihdamdaki payı yüzde 3.2’dir. Dikkatinize sunmak isterim: İşverenlerin yüzde 60’ı Suriyeli çalıştırabileceğini belirtmektedir.

Ankara’da ailelerin kayıt dışı çalışmaları ve düşük ücret almaları Suriyeli çocukların sokaklarda çalışmalarına yol açan önemli bir faktördür. Suriyeliler, Kilis nüfusunun yüzde 50’sinden fazlasını, Şanlıurfa nüfusunun yüzde 25’ini, Gaziantep nüfusunun yüzde 23’ünü oluşturmaktadır. Buralarda belediye, sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerin altyapıları çok yetersiz kalmaktadır.

Bugüne kadar yaklaşık 7 bin 500 Suriyeliye çalışma izni verilmiştir. Geriye kalanların çoğu kayıt dışı ve çok kötü koşullarda çalışmaktadır. Bu durumun, çalışma hayatında haksız rekabet sonucunu doğurduğunu söylemek zorundayız.

Çalışma Bakanlığımız, Suriyelilere çalışma izni verilmesi yönünde bir çalışmayı sürdürmektedir. Buna göre; İçişleri Bakanlığının yetkili kurum olacağı düzenlemede, Suriyeliler sadece kayıtlı oldukları şehirlerde çalışma izni alabilecekler. Özel sektörde çalıştırılabilecek Suriyeli sayısı toplam çalışan sayısının yüzde 10’nu geçemeyecek. Sadece yerel işgücünün çalıştırılabilecekleri işlerde Suriyeliler çalıştırılmayacaktır.

Düzenlemeyi kısaca değerlendirirsek; çalışma izinleriyle, Suriyelilerin kayıt dışı istihdamının önüne kısmen geçilebilir. Kota uygulaması, yerel işgücü açısından işsizliği dengeleyebilir. Bununla birlikte, mevsimlik işler açısından yerel işgücü ile Suriyeliler arasında rekabet çıkması muhtemeldir. Suriyelilerin kayıt dışı ve düşük ücretle çalıştırılması, yerel işgücünün işsiz kalması sonucunu doğurabilecektir. Ucuz emek, haksız rekabet, çalışma barışının önünde bir engel olabilecektır.

Sadece bizim insanlarımız değil, Suriyeliler de insan onuruna yakışır koşullarda çalışma ve yaşam hakkına sahip olmalıdırlar. Biz bunu savunuyor ve düzenlemenin sağlıklı bir şekilde hayata geçmesi için, bir denetim mekanizması kurulmasını talep ediyoruz. Bu mekanizmada sosyal taraflar yer almalı ve her aşamada görüşlerini ifade edebilmelidirler. Bununla birlikte, anılan düzenlemenin Suriyeli mülteciler sorununu çözmede yetersiz kalacağını öngörmemiz mümkündür. Ülkemizde 2.5 milyondan fazla Suriyeli sığınmacı var. Bugünden yarına sığınmacı sorununun biteceğini söyleyemeyiz, on binlerce Suriyelinin ülkemizde kalıcı olacağı anlaşılmaktadır.

Uluslararası toplum bu konuda daha fazla sorumluluk almalıdır. Daha da önemlisi, artık savaşın bitmesi gerekmektedir. Yakın gelecekte savaşın bitmesi, pek çok Suriyelinin ülkesine dönmesini sağlayacaktır.

Değerli Arkadaşlarım,

Toplumsal hayatımızda yaşanan olumsuzluklara rağmen, YOL-İŞ olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sendikamız son dönemde, özel sektördeki birçok örgütsüz işyerinde örgütlendi. İstanbul 3. Havaalanı’nda çalışan arkadaşlarımızın büyük bir bölümü aramıza katıldı. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’nin birimlerinde çalışan işçilere yönelik örgütlenme çalışmalarını başlattık, toplu iş sözleşmesini imzaladık. Kamu Hastaneleri Birlikleri’ne bağlı çeşitli hastane ve kamu binalarında örgütlenme çalışmalarımızın yasal prosedürü devam etmektedir.

Ayrıca, Karayolları Genel Müdürlüğü merkez ve taşra birimlerinde taşeron işçi olarak çalışan 6 bin 417 arkadaşımızın kadroya alınıp işbaşı yapmalarıyla büyük bir başarı elde ettik. 3 bin 500 arkadaşımızın Ulaştırma Bakanlığının oluru ve imzasıyla kadroya alınması yönünde Maliye ve Çalışma Bakanlıklarına resmi talepte bulunuldu. İl Özel İdareleri’nde çalışan taşeron işçilerinin durumunu da yakından takip ediyoruz. Bakanlar Kurulu’nun kararıyla, taşeron işçilerin asıl işi yaptıklarına dair prosedürü uygulamasıyla birlikte harekete geçeceğiz.

Taşeron işçiliğine karşı örnek mücadeleyi, YOL-İŞ ailesi olarak veriyoruz. Bununla gurur duyuyoruz. Ancak mücadelemiz bitmedi. Sendikamızı bekleyen binlerce örgütsüz arkadaşımız var. Özel sektörde başlattığımız örgütlenmeyi tamamlamamız, bizi bekleyen örgütsüz arkadaşlarımıza ulaşmamız ve YOL-İŞ ailesini büyütmek için her zamankinden fazla çalışacağız. İşyerlerinde sürdürdüğümüz çalışmaları,  yapmakta olduğumuz Başkanlar Kurulu toplantımızda da değerlendirmeye devam edeceğiz, güçlüklerin aşılması için atacağımız adımları birlikte tespit edeceğiz.

Değerli Başkanlar,

Örgütlenme faaliyetlerimizi sendikal eğitimlerimizden ayrı düşünmüyoruz. Geçen yıl Kapızlı’da yaptığımız eğitimlerde bin 500 arkadaşımıza ulaştık. 3. Havalimanı için eğitim programı hazırladık. Kısa sürede yaklaşık bin arkadaşımıza iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, motivasyon ve mesleki eğitim vermeyi planlıyoruz. Bu eğitimleri yaygın taban eğitimleriyle de destekleyecek, en ücra köşelerdeki arkadaşlarımıza ulaşacağız. Böylece YOL-İŞ ailesi olarak, hem sendikal alanda ihtiyacını duyduğumuz bilgileri edinecek hem de çağdaş sendikacılık ilkelerine, sendikamızın amaçlarına uygun nitelikte birer temsilci olacağız.

Birlik, beraberlik ve dayanışmayla sorunlarımızı aşacağımıza inanıyor, bu düşüncelerle Başkanlar Kurulu toplantımızın başarılı geçmesini diliyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.


1.JPG2.jpg3.jpg
4.JPG5.JPG6.JPG
7.JPG8.JPG9.JPG