28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü Anma Toplantısı

28 Nisan Dünya          İş Sağlığı ve Güvenliği Günü Anma Toplantısı


IMG_1242.jpgIMG_1299.jpgIMG_1303.jpg
IMG_1339.jpgIMG_1343.jpgIMG_1382.jpg
IMG_1423.jpgIMG_1436.jpgIMG_1485.jpg
IMG_1504.jpgIMG_1517.jpgIMG_1522.jpg
IMG_1524.jpgIMG_1531.jpgIMG_1534.jpg
IMG_1564.jpgIMG_1584.jpgIMG_1590.jpg

 
28 Nisan


Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü

BWI Üyesi Türkiye Sendikaları Müşterek Bildirisi

  

  

“Bir Ölüm Bile Kabul Edilemez”

  

 

Değerli Meslektaşlarımız,

İş sağlığı ve güvenliği konusu çalışma hayatının en temel konularından biri olup, bir bilim dalı olarak kabul görmektedir. İş sağlığı ve güvenliği alanı üretim sürecindeki, toplum hayatındaki değişimlere bağlı olarak sürekli gelişim göstermektedir. Üretim süreçlerini, üretim yöntemlerini, verimliliği, ergonomiyi, çalışanların sağlığını yakından ilgilendiren iş sağlığı ve güvenliği konusu günümüzde çevre konusuyla birlikte ele alınmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğindeki temel amaç; çalışanların iş kazası geçirmeden, meslek hastalıklarına yakalanmadan güvenli ortamlarda çalışmalarını ve ruhsal, bedensel sağlıklarını korumaktır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre, çalışma ortamında sağlık ve güvenlik bir insan hakkıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kuruluşların çalışmaları, sözleşme, tavsiye kararları ve metinleri bu yöndedir. Avrupa Birliği’nde topluluk düzeyinde geliştirilen ve yüksek bir koruma düzeyi içeren standartlardan biri de iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgilidir.

İş sağlığı ve güvenliği konusuna gereken önem verilmediğinde, bu alandaki sorunlar kendini iş kazaları, meslek hastalıkları, yaralanmalar ve ölümler şeklinde göstermektedir. Nitekim ILO’ya göre; her yıl 2 milyondan fazla kadın ve erkek çalışırken hayatını kaybetmektedir. Çalışanlar yılda 337 milyon iş kazasına maruz kalmakta, 160 milyon çalışma kaynaklı meslek hastalıklarına yakalanmaktadır. Dünyada her 15 saniyede 1 işçi, her gün yaklaşık 6 bin işçi iş kazaları veya meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ise her gün ortalama 4 ile 6 işçi iş kazalarında hayatını kaybetmektedir. İstatistiklere girmeyen iş kazalarıyla, meslek hastalıklarına yakalandığı için hayatını kaybeden çalışanlarla bu sayı daha da yükselmektedir. Bu olumsuz tabloyla; Türkiye ölümlü iş kazalarında Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün hazırladığı “Güvenlik Kültürü Raporu”na göre, meslek hastalıklarının tamamını önlemek mümkün, iş kazalarının ise yüzde 98’i önlenebilir kazalardır. ILO’nun araştırması, yeterli önlemler alınabilmesi durumunda, başta Soma’daki iş kazası olmak üzere ülkemizdeki pek çok ölümlü kazayı önlemenin mümkün olabileceğini ortaya koymaktadır. Öngörülebilir, önlenebilir olmasına rağmen önlenmiyorsa, iş kazasının adı veya tanımı “iş cinayeti” olmaktadır. İnşaat ve Ağaç İşçileri Enternasyonali’ne (BWI) üye inşaat, yapı materyalleri, ağaç işleri ve ormancılık sektörlerinde örgütlü Türkiye sendikaları olarak, iş kazalarını önlemek mümkünken, evinden ekmeğini kazanmak için işine giden ve bir daha evine dönemeyen emekçilerin ölümlerini kabul edilemez buluyoruz. Bir işçinin bile ölümünü kabul etmiyoruz.

İşte bunun içindir ki, 1984’te Kanada’da başlayan, 1989’da ABD ve 1992’de İngiltere, sonraki yıllarda pek çok ülke tarafından “İş Kazalarında Hayatını Kaybedenleri Anma Günü” olarak hayata geçmeye başlayan, Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından ise 2001 yılından itibaren "Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü" olarak ilan edilen 28 Nisan’da, iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle yaralanan ve hayatını kaybeden işçileri anıyor, ulusal ve uluslararası kamuoyunun dikkatini işçi ölümlerine çekiyor ve geride kalan, ekmeği için çalışan emekçiler için sağlıklı, güvenli ve insan onuruna yakışır bir iş istiyoruz.

İş sağlığı ve güvenliği sorunlarının çözüme kavuşturulmasına, sağlık ve güvenlik önlemlerinin geliştirilmesine, dolayısıyla emekçi ölümlerinin önlenmesine yönelik çalışmalar yapmak, politika ve uygulamaları eleştirmek, taleplerde bulunmak, sendikalarımızın temel görevleri arasındadır. Sendikalarımız iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına etkin bir şekilde katkıda bulunmaya çalışırken, iş sağlığı ve güvenliği alanının taraflarına da görev ve sorumluluklarını hatırlatmakta, bu alanda yapılması gerekenleri talep etmekte, kamuoyunun bilgisine sunmaktadır:

  • ILO Güvenlik Raporu da göstermektedir ki, iş kazaları ve meslek hastalıkları “kader” değildir. Yeni iş cinayetlerine yol açmamak için iş sağlığı ve güvenliğinde zihniyet değişimine gidilmeli, “önce insan ve işçi güvenliği” anlayışı benimsenmelidir.
  • İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının eksiksiz hayata geçmesi ve hukuki zeminin tam olarak sağlanabilmesi için bu alanla ilgili ILO Sözleşmeleri ruhuna uygun bir şekilde ulusal mevzuata kazandırılmalıdır.
  • Sendikal örgütlenmenin ve özgürlüklerin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. 
  • Taşeron işçilik uygulamasına son verilmelidir.
  • İşyerlerinde oluşturulan İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları demokratik yapılar olarak düzenlenmeli, kurulların yaptırım gücü olmalıdır.
  • İş müfettişi sayısı artırılmalı ve işyeri denetimleri etkin olmalıdır.
  • İş güvenliği ve işyeri hekimleri etik ve mesleki bağımsızlık çerçevesinde görevlerini yapmalıdır.
  • Toplumun her kesiminde güvenlik bilincinin ve güvenlik kültürünün oluşturulması için çaba gösterilmelidir.
  • Meslek Hastalıkları Hastanesi veya kliniklerinin sayısı artırılmalı, meslek hastalıklarının tespitine yönelik çalışmalar yapılmalıdır.
  • Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’nde kabul edilen, 2014-2018 Politika Belgesi’ndeki hedeflere ulaşılmalıdır.
  • İş güvencesi ile iş sağlığı ve iş güvenliğinin birbirini tamamladığı gerçeğinden hareketle, tüm çalışanlar sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmalıdır. Sigortasız ve sendikasız çalıştırma önlenmeli, kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalıdır.
  • İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınması gereken tedbirler ek bir maliyet değil, tersine kazaları azaltan, ölümleri önleyen, verimliliği artıran, ürünlerin rekabet şansını artıran uygulamalar olarak kabul edilmelidir.

Günümüzde 30’u aşkın ülkede “28 Nisan” resmi olarak anma ve yas günü kabul edilmiştir. Birçok ülkede de 28 Nisan’ın anma ve yas günü ilan edilmesi için kampanyalar sürdürülmektedir. Biz BWI üyesi sendikalar olarak, 28 Nisan’ın ülkemiz tarafından iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybeden emekçiler için anma ve yas günü olarak kabul ve ilan edilmesini talep ediyoruz.

BWI üyesi YOL-İŞ[i], AĞAÇ-İŞ[ii], ORMAN-İŞ[iii] ve TARIM ORMAN-İŞ[iv] sendikaları olarak on binlerce emekçiyi temsil etmenin sorumluluk ve bilinciyle, ülkemizde sorunlu bir alan olan iş sağlığı ve güvenliği alanında yapılacak olan iyileştirici çalışmalara katkı vermeye hazır olduğumuzu, emekçi ölümlerine karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyururuz.

Dayanışma ile, 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                    Ramazan Ağar

                     Mürsel Taşçı

                    Genel Başkan, YOL-İŞ

                    Genel Başkan, AĞAÇ-İŞ

 

 

 

 

 

 

 

 

                    Baki Yüksel

                    Şükrü Durmuş

                    Genel Başkan, ORMAN-İŞ

                    Genel Başkan, TARIM ORMAN-İŞ

 


 

[i] Türkiye Yol Yapı ve İnşaat İşçileri Sendikası, YOL-İŞ

[ii] Türkiye Ağaç ve Kağıt Sanayii İşçileri Sendikası, AĞAÇ-İŞ

[iii] Türkiye Orman İşçileri Sendikası, ORMAN-İŞ

[iv] Tarım Orman Hayvancılık ve Çevre Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası, TARIM ORMAN-İŞ