8 Mart, alın terinin, direnişin ve eşitlik talebinin günüdür.
8 Mart, “Biz de varız” diyen emekçi kadınların günüdür.
Kadınlar bu ülkede hem evde, hem işte çalışıyor. Sabah evladını okula gönderiyor, sonra işine koşuyor. Akşam yine evin yükünü omuzluyor. Ama çoğu zaman emeğinin karşılığını alamıyor. Sendikasız işyerlerinde aynı işi yapıyor, daha az ücret alıyor. Güvenceden yoksun biçimde çalıştırılıyor, terfi ettirilmiyor.
Biz sendikacılar şunu çok iyi biliriz:
Haksızlık varsa, mücadele vardır.
Eşitsizlik varsa, örgütlenme vardır.
Bugün kadınların yaşadığı en büyük sorunlardan biri de şiddettir. Kadın cinayetleri hepimizin yüreğini yakıyor. Her kaybettiğimiz kadın, bu ülkenin eksilen bir değeridir.
YOL-İŞ olarak ILO “İş Dünyasında Kadına ve Erkeğe yönelik Şiddet ve Taciz” başlıklı 190 No’lu Sözleşmenin Türkiye tarafından onaylanmasını ve hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Bizler inanıyoruz ki, kadınların emeği ve katkıları siyasi, ekonomik ve sosyal olarak eşit değere sahip olduğunda ve eşit oranda saygı gördüğünde kadına yönelik şiddet tam anlamıyla son bulacaktır.
Biz diyoruz ki:
Kadına el kalkamaz!
Kadının yaşam hakkı tartışılamaz!
Büyük halk ozanımız Neşet Ertaş diyor ki;
“Kadınlar insandır, biz insanoğlu.”
Bu söz aslında her şeyi anlatıyor.
Kadın olmadan insanlık olmaz.
Kadın olmadan hayat olmaz.
Kadın yok sayılırsa toplum ayakta kalamaz.
Bu toprakların kadınları güçlüdür.
Kurtuluş Savaşı’nda cepheye mermi taşıyan Şerife Bacı’yı unutmadık.
Nene Hatun’u unutmadık.
Kara Fatma’yı unutmadık.
Onlar bu ülkenin kaderini değiştirdi. Bugün de kadınlar hayatın her alanında ülkenin kaderini değiştiriyor.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’i kurarken kadını toplumun merkezine koydu. “Dünyada her şey kadının eseridir.” dedi.
Türk kadını birçok Avrupa ülkesinden önce seçme ve seçilme hakkı kazandı. Bu bir lütuf değildi; bu bir hak teslimiydi.
Cumhuriyet, kadını ayağa kaldıran büyük bir adımdır.
Biz de o adımın arkasındayız.
Ama şunu da biliyoruz:
Hak verilmez, alınır.
Eşitlik kendiliğinden gelmez, mücadeleyle kazanılır.
Kadınlar işgücü piyasasında ne kadar güçlü olursa, ülke o kadar güçlü olur.
Üretimde kadın varsa bereket vardır.
Yol-İş olarak diyoruz ki;
Emeğin cinsiyeti yoktur.
Ama sömürünün vardır.
Bu yüzden eşit işe eşit ücret diyoruz.
Güvenceli çalışma diyoruz.
Şiddetsiz bir hayat diyoruz.
Kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer almasını istiyoruz.
Kadın üyemiz güçlü olursa sendika güçlü olur.
Sendika güçlü olursa işçi güçlü olur.
İşçi güçlü olursa Türkiye güçlü olur.
Bugün bir kez daha sesleniyoruz:
Kadın emeği kutsaldır!!!
Kadın hayatı değersiz değildir!!!
Kadın hakları pazarlık konusu değildir!!!
8 Mart bir çiçek günü değildir.
8 Mart bir mücadele günüdür.
Hep birlikte, kadınların emeklerine değer verildiği, haklarının korunduğu ve seslerinin daha çok duyulduğu bir dünya için mücadele etmeye devam edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.
Daha yaşanabilir bir dünya, daha demokratik bir ülke ve daha özgür bir yaşam, ancak ve sadece kadın – erkek tüm emekçilerin kol kola girmesi ile sağlanabilir.
Daha güvenli bir çalışma hayatı, daha insanca yaşam koşulları, savaştan ve şiddetten arındırılmış bir dünya umudu ile tüm kadın işçilerimizin ve analarımızın;
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun!











